ÖKDER Öğrenci Kalkındırma, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği



Son Günler Zor Günlerdi

e-Posta Yazdır PDF

alt

Zorluklar 30 Nisan da başladı. Cuma namazından dönecek olan babamı bekliyordum. Annem kapıyı duymazsa babam sinirlenebilirdi. Bekliyordum gelsin, yemeğe oturtayım, sonra işlerim ile ilgilenecektim.

 

Kader ağlarını başka türlü örmüş. Birkaç dakika sonra kardeşimin telefonu ile deli gibi fırladım evden. Babam namazdan sonra saçlarını kestirmek için berbere giderken kaldırım taşının azizliğine uğramış düşmüş. Söylenen yere gittim ki bir ambulans ve görevliler babamı taşımaya hazırlanıyor.

 

Ambulans doktoru kalçasının kırıldığını söylediğinde dünyamız karardı. 87 yaşında kalça kırığı iyileşir mi, acısı var mı, korkuyor mu…. Böyle devam eden düşünceler arasında ambulans hareket etti.

 

İlk istikametimiz Gülhane Askeri Tıp Akademisi. Acile girdik ilk kontroller ve evet, femur kemiği kırılmış, protez takılması lazım. GATA daki doktorların dediğine göre malzeme temini bir ay sürermiş.

 

Olacak şey mi, protez için o yaştaki insanın bir ay kırık femur ile hastanede yaşaması. Doktorlar da hemen ameliyat olması iyileşme olasılığını yükseltir diyorlar, yaşlılar hastane ortamından olumsuz etkilenir diyorlar ama malzeme için de bir ay beklemek gerekli diyorlar. Biz alalım diyoruz, komutanlık kabul etmiyor diyorlar. “Siz babanız bu durumda olsa ne yapardınız” diye sorunca “hemen başka hastaneye götürürüz” diyorlar.

 

Başladı mı bizde bir telaş. Hemen hastane ve tıp ile alakalı tüm tanıdıkları telefon ile aramaya başladık. Akşamın ilerleyen saatlerinde Sağlık Bakanlığı Ankara Hastanesinde görevli uzman doktorun hastamızı kabul ettiğini duyunca en seri şekilde oraya gittik. Ertesi gün ameliyat hazırlığı başladı, malzeme temin edildi. Babam ameliyata hazırlandı, düşmenin 5. günü ameliyatı gerçekleşti.

 

Sevinemedik, başka sorunlar başladı, ikinci gün kalp krizi ihtimalinden söz edilmeye başlandı. Servisler birbirine hasta gönderme, diğeri kabul etmeme derdine düştü. Riski yüksek hasta, ölürse ellerinde kalacak endişesi varmış. Kroner yoğun bakıma nakledildi. Yoğun bakımda, bakımdan çok yoğunluk ön plandaydı. Personeli “nasılsa bizim adımız çıkmış, ondan bize gönderiyorlar” diyordu. Bu çekişmeler arasında bizim moralimizi düşünün hele, mahvolduk, mahvolduk… 5. gün artık kalp riski düşünce yeniden ortopediye geçtik. Babam da daha iyiydi. Beş gün boyunca yoğun bakım personeli ile tek başına aslanlar gibi mücadele etmişti.

 

Düşme anından hemen sonra kırık nedeniyle bacağının kesileceğini sanmış. Kardeşimin sadece kırık tedavi edilecek sözü yetmemiş kendisine. Ta ki, ayağını fark edene kadar o şekilde korku yaşamış. Hırçınlıklarında bu korkunun etkisi nedir bilemiyoruz.

 

Hastanede bunları yaşarken ülkemiz de sakin değildi. Baykal’ın kaseti, istifası, grizu faciası oldu.

 

İlk defa bir milli bayramda, 19 Mayısta bayrak asamadık balkonumuza, evde yeni düzenimize alışmaya çalışıyorduk. Akşama doğru biraz kendimize geldik ve bayramı hatırladık. Anneler günü ve 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı bu sene bize geçerken el salladı…

 

Son günler zor günlerdi, öyle böyle değil çok zor günler geçirdik. Hep birlikte bu zorlukların bir kenarından etkilendik.

 

Füsun ÇAĞIRGAN

23.05.2010

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

daha küçük | daha büyük
security image
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız

busy
Son Güncelleme ( Çarşamba, 21 Temmuz 2010 23:17 )  
Konumunuz: Home Makaleler Denemeler Son Günler Zor Günlerdi

İletişim

ÖK - DER
Öğrenci Kalkındırma, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Kütük no: 06 - 093 - 069

Necatibey caddesi 4/177 Sıhhıye/Ankara
Tel: +90 312 229 07 78